26 Mart 2010 Cuma

Oldu olacak Galatasaray diye de bağıralım


Fenerbahçe taraftarına hafta sonu derbide atkı ile gitme yasağı getirillmiş. Ne düşünüldü, hangi gerekçelerle bu karar alındı anlayamıyorum. Güvenlikten sorumlu insanlar daha ne kadar açık bir şekilde "Biz bu işi yapamıyoruz" diyebilirler ki? Benim derdim zaten Galatasaray taraftarına görünmeden, gizlice tribüne gitmek olsa, sana ne gerek var? Daha neler göreceğiz acaba?

1- Fenerbahçe taraftarı Avrupa kıtasına ayak bastığından itibaren Galatasaray tezahüratlarıyla hareket etmek zorundadır.
2- Atkı ve forma başta olmak üzere misafir takım taraftarları takımlarının renginde herhangi bir tekstil ürünü giymeyeceklerdir. 
...
...

10 Mart 2010 Çarşamba

Çapulcular


Manchester United'ın Red Knights oluşumunu duymuşsunuzdur muhtemelen. Glazer ailesinin külübü yönetim tarzından rahatsız olan ve kulübü satın almak için yeterli parayı toplayıp Amerikalı aileyi de ikna ederek kulübü satın almak isteyen, kafa takımının ağırlıklı olarak kalantor Manchester United sevdalıları ve finans sektörünün, özellikle de futbol ekonomisinin önde gelenlerinden oluştuğu bir oluşum. Takımın seçilen başkanının değil, bizzat sahibinin aleyhinde eylemler yapıyorlar. Kombine fiyatlarının yakın geçmişe göre neredeyse iki katına çıkmasını protesto ediyorlar. Takımın geleceğinin karanlık oluşunu eleştiriyorlar. Velhasıl nedeni ne olursa olsun eleştiriyorlar, protesto ediyorlar, rahatsızlıklarını dile getiriyorlar. Kimse de Glazer ailesine faks çekip "Bırakın bu çapulcuları hünkarım, bunların baksan cebinde 15 pound bile yoktur. Bu işi sizden iyi bilecek halleri yok ya. Rooney'ler, Ferdinand'lar kolay mı izleniyor? Kombine fiyatları normal. Hem zaten maçları da sürekli ayakta tezahürat yaparak izliyorlar, vallahi anamızı bacımı maça götüremez olduk." demiyor. Statta "Love United, Hate Glazer" pankartları açılıyor, tezahüratları yapılıyor, kimse "Al bunu, al, al, al" diye bu eylemleri yapanları alıp sporda şiddet yasası uyarınca para ve maçlara girememe cezasına çarptırmıyor. Muasır medeniyetler, kulüpler seviyesini yakalamayı istiyorsak, bu işe insanların protesto hakkına saygı duyarak başlayabiliriz. Değil mi Reis?

8 Mart 2010 Pazartesi

Taraftar riya mı yapıyor?

Sen o formayı ıslat, mücadele et, yeter ki iste
Biz hep olduk arkanda, oluruz yine, yenilsen bile...

Bir Olimpiyat Stadı dönüşü otobüste çıkmış bir tezahürattı sanırım bu. Hem sözlerinden dolayı, hem de toprağım, sanat güneşi Zeki Müren fanatikliğimden dolayı, ayrıca sevdiğim tezahüratlardan biridir. Bu tezahüratı yapan/seven ben ve benim gibi düşünenler, futbol takımını haftalardır üst düzey mücadelesine rağmen yerden yere vuruyor. Peki bu riya mıdır?

Hayır efendim değildir. Mücadele, zafere giden yolda muhakkak ki önemlidir. Tuncay Şanlı bir röportajında "İnsanın şanssız günleri olabilir. Pasların yerini bulmayabilir, şutların kaleyi tutmayabilir. Ben böyle bir günümde isem, hiç bir şey yapamazsam koşarım, mücadele ederim." demişti. Tuncay'ı kalbimizin mühim yerlerinden birine monte eden de bu duruşudur zaten. Salt mücadele, bir oyuncu için, kısa bir süre zarfında kabul edilebilir ancak Fenerbahçe takım olarak epey bir süredir maçlarda yalnızca mücadele ediyor. Savunma düzeni 2-3 hafta birlikte halı saha yapmış takımlardan çok da ileride değil. Fenerbahçe, özellikle domestik ligde birkaç maç üst üste hem kişisel hem de takım tertibinden kaynaklanan hatalardan puan kaybettiğinde formadaki ter taraftar için çok da bir şey ifade etmiyor. Kaldı ki taraftarın isyanı sahadaki futbolculardan ziyade daha çok icra makamına. Dünya kulübü olma yolunun, mevcut dünya kulüplerinin imitasyonu olmaktan geçmediğini fark edemeyen, ihtiyacı olmasına rağmen transfer yapmamasını "Barcelona da transfer yapmadı." sığlığıyla savunan yönetim zihniyetine geliyor eleştiriler. 

Bayan voleybol takımının hakemlerin yardımıyla adeta 2 buçuk - 0'dan verdiği şampiyonluktan sonra mücadele takdir edilir, alkışlanır. Ya da Londra'da iyi oyuna rağmen Chelsea'ye karşı alınan mağlubiyetten sonra takım mücadelesinden ötürü alkışlanır. Bayan basketbol takımı, Avrupa devi Spartak Moskova'ya son topta kaybetmesinden sonra, taraftar mücadelesinden ötürü takımı dakikalarca ayakta alkışlar. Ama kimse düşme potasındaki takımlara ısrarla puan kaybettikten sonra formadaki ter için tebrik beklemesin. Bu en çok Fenerbahçe'ye hakarettir. 

5 Mart 2010 Cuma

Var mı bizden büyüğü?

,

Döndük sahaya doğru
Açtık ellerimizi
Yalvardık Kanarya'ya
Duysun diye bizleri

Avaz avaz sesimiz
Yükseliyor tribünden
Şampiyonluk hırsını
Yaşıyoruz yeniden

Var mı bizden büyüğü?
Varsa çıksın ortaya
Kralını sikeriz
Haydi bastır Kanarya

1 Mart 2010 Pazartesi

Kağıt Şapka

 

88-89 sezonundaki o efsane şampiyonluk hayal meyal de olsa hatırladığım ilk şampiyonluk. 4 yaşındayım, muhtemelen öznesi Fenerbahçe olan ilk gecem. Hababam'daki nalet Cimbomlu kız güruhunun tek vücutta toplanmış hali, içimizdeki Cimbomlu valide hanıma sırıtarak babamla şampiyonluk turuna çıktık. Kafamda kağıt şapka, babamın omzunda, korna çalan arabalara el sallayarak ve mezun olan öğrencilerin kepini atması misali şampiyonluğun sevinciyle kağıt şapkamı havalara atarak geçirdim bütün gecemi. Kofti Fenerli babam nasıl bir motivasyonla tura çıkardı beni hiç bilmiyorum ama o geceyi ve kağıt şapkayı çok özlüyorum.