11 Nisan 2010 Pazar

O şimdi asker


İnleyen nağmelerin yavaş yavaş ruhumuzu sardığı şu günlerde müsadenizle 5 ay 5 gün ortalardan biraz kayboluyorum. Vatani görevimizi icra etmek üzere yarından itibaren adresimiz Küçükyalı/İstanbul olacak.

Selametle..

7 Nisan 2010 Çarşamba

Marifet iltifata tabidir, buyrun o zaman


Ne Charlie'nin Melekleri, ne de Kara Melek, bu alemin kralı Sarı Melekler! Bu kızları onurlandırmak, alkışa boğmak, duygulandırmak, sevinçten ağlatmak Fenerbahçeliyim diyen herkesin boynunun borcudur.
 

6 Nisan 2010 Salı

Haftanıza bir, size iki


Asayişi sağlamakla yükümlü bireyler/kurumlar, bizzat asayişi bozarsa iş böyle içinden çıkılmaz hal alıyor. Pankarttan rahatsız olan adamı zaten anlamak mümkün değil. Hayır grup ismi taşıyan bir pankarta şu tepki konsa yine biraz anlarım. Senin kulübünün voleybol takımı Şampiyonlar Ligi finaline yükselmiş, bu takım için pankart yapılmış, e bir zahmet sen de in maçın son dakikasını iki adım aşağıdan izle. Bu mu zul geliyor insanlara? Var mı bunun mantıklı bir açıklamasını yapabilecek adam?
 

Armanın gururu

Olmadı, şampiyon olamadık. Sebep final stresi mi yoksa rakip mi çok güçlüydü bilmiyorum. Bilmeye gerek de yok aslında. Senelerdir bu takımın kademe kademe geldiği yeri görmüş biri olarak yaşadığım mutluluğun tarifi çok zor. Armanın gururu oldular, göğsümüzü kabarttılar. Kayserispor maçındaki tribün koridorlarındaki fotoğraflar, açılan kocaman pankart ve havaalanındaki karşılama, bu takımın insanları nasıl mutlu ettiğinin en büyük kanıtı. Shankly için söylenen sözü uyarlayıp söylersek, "Sarı Melekler, they made the people happy" 

 fotoğraf Romantik Kanaryalar'dan

1 Nisan 2010 Perşembe

Final Four


Fenerbahçe Acıbadem muhteşem geçirdiği sezonu taçlandırmak için Fransa'ya gitti. Canarino ağabeyin dediği gibi sonuç ne olursa olsun Fenerbahçe tarihinde "rüya takım" sıfatını şimdiden fazlasıyla hak eden bu takımı bu sezon yalnızca bir kez canlı izleyebildim, o da Nilüfer Belediye maçı için Bursa'ya geldiklerinde. "Bu kadroyu eşeğe yönettirsen şampiyon yapar" fikriyatına prim vermeden bakmak lazım olaylara biraz. Kadronun önemli kısmının ilk sezonunu geçirdiği takımlarda başarılı olmak hakikaten zordur. Örneklerine muhtelif branşlarda defalarca şahit olduk. Bunu yaşamadı Fenerbahçe. Koca sezon rakiplere bir elin parmakları kadar bile set vermediler. 

Yukarıda da dediğim gibi şimdi bu muhteşem sezonu taçlandırmak için Fransa'ya gitti Fenerbahçe. "Çelınç Kap"a Dünya Kupası muamelesi yapan, çok afedersiniz "ipne basın" zorunda kalmadıkça Fenerbahçe'nin bu sezonki başarısına çok da yer vermedi. Şu mutlu günümüzde o saçmalıklara girip tadımızı kaçırmayalım biz yine de. 

Basın toplantısının küçük bir kısmını izleyebildim. Çiğdem'i dinledim, çok güzel konuştu. Kendine güvenen ama temkinli sözler sarfetti. Temkinli olmak hayati önem taşıyor bence. Sadece yerel ligi değil Şampiyonlar Ligi'ni de domine ettikten sonra Final Four'a takımın "nasıl olsa yeneriz" rahatlığıyla çıkmasından çok korkuyordum, kaptan sözleriyle yüreğime su serpti. Takımda bir çok tecrübeli oyuncu olduğundan, ama kadroda kimsenin henüz bu kupayı kazanmadığından bahsetti. 

"Var mı bizden büyüğü? Varsa çıksın ortaya" yazmıştım Final Four'a kaldığımız maçtan sonra. İddia sahipleri çıktılar ortaya. Bizden büyüğünün olmadığını göstermeye, öğretmeye, hatta ezberletmeye gidiyoruz. Çubuklu'dan gayrı voleybola ilgisi olmayan biri olarak "servislere dikkat, dublajı ihmal etmeyin" desem abes olacak, "Allah utandırmasın"
 diyeyim bari. 

12 Nisan'da birliğine katılacak şu kardeşinize asker vedası mahiyetinde bir kupa getirirsiniz artık.