27 Aralık 2010 Pazartesi

Vur, kır, parçala...


En büyüğü 17 yaşında bu çocukların... Babaları yaşında adamlar tarafından dövüldüler bugün...

Bu nasıl bir motivasyon, nasıl bir kin? Ne yapmış olabilirler ki buna maruz kalmak için? Bu holiganlık değil, kimse hikaye anlatmasın. Bu apaçık bir nefret suçu. Ne istiyorsunuz? Ölsün mü bu çocuklar? Hakikaten buradaki niyet ne? Kendi yaş grubu ve sikletinde yapabilir mi bu hareketi resimde yuvarlak içine alınan adam? Götü yer mi? Ağzını dahi açamayacak, emrindeki askeri döven komutan, el kadar çocuğunu döven baba, en büyüğü 17 yaşında olan 11 adama saldıran 25-30 kelli felli adam... Bu Türkiye gerçeği. Karşı taraf üzerinde kurabildiğimiz üstünlük bundan ibaret. Eşit şartlarda olsa bu adam eminim bunu yapamaz. Niye? Çünkü adamın "anasını sikerler" Fenerbahçe tribününün geldiği noktaya güvenerek mi bunu yapıyorsunuz bilmiyorum ama, Halit Çapın'ın sözünü hatırlatmakta fayda var, "Biz Fenerbahçeyiz, bizden çok adam çıkar"

Tartışmaya açık, daha doğrusu içinde tartışılabilecek bir unsur barındıran konularda Galatasaraylı patronu tarafından sevmediği fikir sahiplerini forumdan uzaklaştırmasıyla meşhurdu zaten Tribün Dergi forumları. Şu olayda dahi Galatasaray taraftarının yaptığında bir haklılık payı görüyorlar ki yine Fenerbahçelileri konuşturmamaya başlamışlar. Yazık. Bravo Barış Timurlenk. Türk web yayıncılığının yüz akısınız.

Bu çocuklar bizim çocuklarımız. Sahip çıkmak boynumuzun borcu. Ama başkan Sinan Engin ve Mehmet Ağar ile Topuk Yaylası'nda, GFB desen zaten apayrı bir alemde... Barış abi twitter'da yazmış bugün, "sadece bir avuç insana dert olacak ve sonra unutulacak" diye, malesef yerden göğe kadar haklı.

fotoğraf: fenerbahce.org

14 Aralık 2010 Salı

Benim hala umudum var

Öyle oldu, böyle oldu derken yine bir ay yazamamışız. Bu sürede elle tutulur yaptığım tek şey yaptığım iş görüşmeleri. Sonuç var mı? Henüz yok. Herkesin dilinde bir 2011lafıdır gidiyor. "Hele bir 2011 olsun da..." Olsun bakalım, şunun şurasında 15 gün kaldı.

Fenerbahçe futbol takımının da durumu çok farklı değil sanki. Hem kamuoyu, hem idari kadro "Hele bir devre arası gelsin de..." durumunda. Devre arasında ne yapılacak merak ediyorum. Elimizde en ufak bir ipucu da yok. Yakın zamana kadar süren en muhtemel senaryo Cristian'ın yerine bir transfer. Peki kim gider? Cristian? Bilica? İkisi de? Bilemiyoruz. Bu bilinmezlik yönetim kanadında da var mı, yoksa çok başarılı bir şekilde basına sızdırılmadan yürütülen bir transfer çalışması mı var tabiki şimdilik bilemiyoruz.

Aykut Kocaman'ın teknik direktörlük kariyeri bu takımın başına geçebilmek için bence gayet yeterliydi. İstanbulspor ve daha ziyade Ankaraspor'da yaptıkları kendi jenerasyonu içinde öne çıkmasını sağladı. Yazın askerdeyken takımın başına geliş sürecini her öğlen Berkin'den takip ediyordum. "Oğlum ntvspor.net Aykut geldi yazmış.", "Dur oğlum resmi site yalanlamış." derken gönlümde yatan oldu, çocukluk kahramanlarımdan biri Fenerbahçe'nin başına geçti. Daum'un geldiği ilk sene ve Zico'lu dönemden sonra ilk kez Fenerbahçe'nin adına yakışır şekilde pozitif futbol oynama ihtimali vardı. Biraz da buydu beni heyecanlandıran. Yine bir Fenerbahçe klasiği olarak son anda yapılan transferler, geçen senenin mental enkazının ortadan kolay kolay kaldırılamayışı ve sistem değişikliğinin tamamlanması için gereken sürenin olmaması sebebiyle Avrupa defteri yakın geçmişte hiç olmadığı kadar erken kapandı. Elenilen rakiplerin Fenerbahçe kalibresinde olmaması problemin daha da büyümesini sağladı. Aykut Kocaman Fenerbahçe kariyerine 1-0 geride başladı.

Ligde de işler olması gerektiği gibi gitmiyor. Beklenmeyen maçlarda kaybedilen puanlar sonucunda Fenerbahçe ilk yarının sonunda liderin 9 puan gerisinde. Şampiyonluk yavaş yavaş mantıklı bir hedef olmaktan çıkıyor. Kadıköy'de Trabzon ve Bursa'ya kaybedilecek olası puanlarla şampiyonluk ihtimali tamamen ortadan kalkabilir. Sene sonunda Şampiyonlar Ligi'ne dahi kalamayabiliriz.

Olası kötü senaryo bu. Peki bir Fenerbahçe geleneği olarak şampiyon olamazsa Aykut Kocaman gönderilmeli mi? Bence hayır. Bu takımın kalburüstü kadrosuna rağmen şimdiye kadar olan başarısızlığının sebebi iki hayati pozisyondaki yetersiz/verimsiz oyuncuları. Defansif orta saha ve sol bek zaafiyetimiz kaybedilen her maçta karşımıza bir kez daha çıkıyor. Aykut Kocaman da bunun farkında ve sezon başından beri eldeki kadro ve yabancı kontenjanı parametreleri dahilinde bu problemi aşmaya çalışıyor. Başarılı kariyeri ve gelişmeye olan çabası ve bu konudaki başarısından dolayı Aykut Kocaman başından sonuna kendi planladığı bir yaz transfer sezonunu kesinlikle hak ediyor.

Kim bilir belki de ara transferde yapılacak bir ya da iki hayati takviyeyle bu sezonu da kurtarabiliriz? Açıkçası benim umudum var.