14 Aralık 2010 Salı

Benim hala umudum var

Öyle oldu, böyle oldu derken yine bir ay yazamamışız. Bu sürede elle tutulur yaptığım tek şey yaptığım iş görüşmeleri. Sonuç var mı? Henüz yok. Herkesin dilinde bir 2011lafıdır gidiyor. "Hele bir 2011 olsun da..." Olsun bakalım, şunun şurasında 15 gün kaldı.

Fenerbahçe futbol takımının da durumu çok farklı değil sanki. Hem kamuoyu, hem idari kadro "Hele bir devre arası gelsin de..." durumunda. Devre arasında ne yapılacak merak ediyorum. Elimizde en ufak bir ipucu da yok. Yakın zamana kadar süren en muhtemel senaryo Cristian'ın yerine bir transfer. Peki kim gider? Cristian? Bilica? İkisi de? Bilemiyoruz. Bu bilinmezlik yönetim kanadında da var mı, yoksa çok başarılı bir şekilde basına sızdırılmadan yürütülen bir transfer çalışması mı var tabiki şimdilik bilemiyoruz.

Aykut Kocaman'ın teknik direktörlük kariyeri bu takımın başına geçebilmek için bence gayet yeterliydi. İstanbulspor ve daha ziyade Ankaraspor'da yaptıkları kendi jenerasyonu içinde öne çıkmasını sağladı. Yazın askerdeyken takımın başına geliş sürecini her öğlen Berkin'den takip ediyordum. "Oğlum ntvspor.net Aykut geldi yazmış.", "Dur oğlum resmi site yalanlamış." derken gönlümde yatan oldu, çocukluk kahramanlarımdan biri Fenerbahçe'nin başına geçti. Daum'un geldiği ilk sene ve Zico'lu dönemden sonra ilk kez Fenerbahçe'nin adına yakışır şekilde pozitif futbol oynama ihtimali vardı. Biraz da buydu beni heyecanlandıran. Yine bir Fenerbahçe klasiği olarak son anda yapılan transferler, geçen senenin mental enkazının ortadan kolay kolay kaldırılamayışı ve sistem değişikliğinin tamamlanması için gereken sürenin olmaması sebebiyle Avrupa defteri yakın geçmişte hiç olmadığı kadar erken kapandı. Elenilen rakiplerin Fenerbahçe kalibresinde olmaması problemin daha da büyümesini sağladı. Aykut Kocaman Fenerbahçe kariyerine 1-0 geride başladı.

Ligde de işler olması gerektiği gibi gitmiyor. Beklenmeyen maçlarda kaybedilen puanlar sonucunda Fenerbahçe ilk yarının sonunda liderin 9 puan gerisinde. Şampiyonluk yavaş yavaş mantıklı bir hedef olmaktan çıkıyor. Kadıköy'de Trabzon ve Bursa'ya kaybedilecek olası puanlarla şampiyonluk ihtimali tamamen ortadan kalkabilir. Sene sonunda Şampiyonlar Ligi'ne dahi kalamayabiliriz.

Olası kötü senaryo bu. Peki bir Fenerbahçe geleneği olarak şampiyon olamazsa Aykut Kocaman gönderilmeli mi? Bence hayır. Bu takımın kalburüstü kadrosuna rağmen şimdiye kadar olan başarısızlığının sebebi iki hayati pozisyondaki yetersiz/verimsiz oyuncuları. Defansif orta saha ve sol bek zaafiyetimiz kaybedilen her maçta karşımıza bir kez daha çıkıyor. Aykut Kocaman da bunun farkında ve sezon başından beri eldeki kadro ve yabancı kontenjanı parametreleri dahilinde bu problemi aşmaya çalışıyor. Başarılı kariyeri ve gelişmeye olan çabası ve bu konudaki başarısından dolayı Aykut Kocaman başından sonuna kendi planladığı bir yaz transfer sezonunu kesinlikle hak ediyor.

Kim bilir belki de ara transferde yapılacak bir ya da iki hayati takviyeyle bu sezonu da kurtarabiliriz? Açıkçası benim umudum var.

4 yorum:

shadowturk dedi ki...

bu sene transferi kim ğlanladı, ayroca geçen sen ki takıma beyfendi izin verseydide stoch ve niang alınsaydı en az 10 puan farkla şampiyondu takım ve bu seneki takım daum'un elinde olsaydı şu an liderdi.

adige dedi ki...

öncelikle şu olsaydı ile yola çıkılan beyin fırtınaları keyiflidir ama bir şeyi tartışırken bizi bir yere taşımaz. size benzer şekilde ben de, yollar ayrılmamış olsaydı bu sezon fenerbahçe'nin başında 5. sezonuna çıkacak olan zico ile fenerbahçe çok daha iyi yerlerde ve çok daha fazla gelecek vadeden bir takım olabilirdi diye düşünüyorum. malesef o fırsatlar kaçtı ve ikimiz de hiç bir zaman bu fikirlerimizin kesin doğruluğunu bilemeyeceğiz.

titrinden ötürü geçen sezon bir çok konuda daha baskın olsa da bu sezonki gibi tek karar veren kişi aykut kocaman değildi. geride bıraktığımız yaz transfer sezonu da teknik direktör seçimi süreciyle harcandığı için önümüzdeki sezon eğer takımın başında kalırsa daha sağlıklı bir çalışma ortamı bulacağını düşünüyorum.

aykut kocaman'a olan inancımın sebebi fenerbahçe'de bir şeyler değişiyor. Belki yavaş değişiyor, ya da belki değişmesi gereken konulardan bazılarına dokunulmuyor ama şimdilik yetersiz de olsa pozitif yönde bir değişim var. bu ışık beni umutlandırıyor. yoksa blogdaki eski yazılarda da rahatlıkla görebileceğiniz gibi mevcut performansı ben de tabiki yeterli bulmuyorum.

shadowturk dedi ki...

o zaman hep doğruları için mücadele veren aykut kocaman(konya-fener maçından sonra teknik direktörlüğü bırakıyorum diyen adam) başkalarına alet olmayacak ve zamanında ki gibi oğuz-aykut hizipliği durumlarınıa izin vermeyecek.yoksa benimde en büyük istediğim takım içinden birileri yönetsin bu takımı ve sonrasında başarılar gelsin.yoksa ali şen oğuzu-aykut harcar.aziz yıldırım rıdvanı ibrahim kutluayı harcar.eee kim kazanıyor.soru işareti.

adige dedi ki...

konya maçı sonrasına ben çok takılmıyorum açıkçası. aykut fenerbahçe'ye gelmeden önce abdullah avcı-gs ilişkisi gibi bence cıvık bir ilişki içinde olmamamızı güzel bile buluyorum hatta. başkalarına alet olup olmama konusu bence biraz karışık. takdir edersin ki bu kulüpte hoş olmayan bir aziz yıldırım gerçeği var. o yüzden bence ikili ilişkiler konusunda işler karışıyor.

aykut'u kulübün sembol ismi olduğu için çok sevmem bir yana, esas olarak işinde başarılı olacağına inandığım için bu takımın başında görmek istiyorum ben. şu yazışmalardan çıkardığım sonuç seninle bu konuda ayrıldığımız yönünde. salt içimizden biri başımızda olsun değil aykut ısrarımın sebebi.