17 Ocak 2011 Pazartesi

Tehlikenin farkında mısınız?


Bu ülkede başbakanı ıslıklamak suç! Bu ülkede taraftarın kulüp başkanını yuhalaması suç!

Kadıköy'de birkaç senedir süren faşizm festivaline Aziz Yıldırım'ın izinden giden Adnan Polat da katılıyor yavaş yavaş. Stat açılışında başbakanı ıslıkla protesto edenlerin tespit edilip bir daha stada alınmayacağını söyledi. Tayyip Erdoğan kimdir? Adnan Polat kimdir? Aziz Yıldırım kimdir? Ben beğenmediğim adamı değil başbakan, Allah'ın oğlu olsa ıslıklarım arkadaş. Takım başarılı olsa şu protestoların yarısı olmazdı ya neyse, yine de orada duruşunu belli eden Galatasaraylıların hepsine helal olsun!

Bu arada sahiden kim Galatasaraylı?

12 Ocak 2011 Çarşamba

Okan Bayülgen


Sebebini bir türlü anlayamadığım bir kredisi ve hayran kitlesi vardır bu adamın. Vasatların biraz akıllısı olduğu için diğer vasatlarla kafa bularak bir kariyer yaptı. Halbuki dalga geçtiği geri zekalı mankenden, iğrenç pop müzik yapanlardan herhangi bir farkı yok. O şarkıcı Türk pop müziğine ne kattıysa, Okan Bayülgen'in de Türk talk show dünyasına kattığı odur. Ha bir de birkaç berbat filmi var, unutmamak lazım.

Türk televizyonlarında zerresine rastlanamadığı için ikinci sınıf "Fight Club" mantalitesine sahip vidyoları genç kesim tarafından çok beğenildi. Hedef kitlesine yönelik bir reklam aracı olduğunu kimse görmek istemedi bu hareketin. "V for Vendetta" izledikten sonra bombalayacak Meclis Binası arayan, kendisini anarşist sanan gençlerin ilgisini bu şekilde çekti ve her zaman bir şekilde ciddi bir izleyici kitlesi oldu.

Daha önce de niceleri yaşanmış, biraz ekşisozük'ü karıştırınca öğrendim, ama Emenike ile ilgili söyledikleri, futbolcunun da popülerliği sayesinde, nihayet yankı bulmuş. Yoksa bundan da haberim olmazdı. Bener Onar blogunda şahane bir yazı yazmış konuyla ilgili. Hala daha okumadıysanız buyrun okuyun. Festus Okey'in neden Emenike olamaması bu kadar basit yani onun için.

Hala daha takkenin düştüğünü görmeyen kör Okan Bayülgen fanatikleri için bir ışık olur umarım bu olay. Çünkü bu ülkede Mehmet Ali Erbil'den Güner Ümit'ten daha fazla kredisinin olduğunu görmek çok üzücü. Birisi insanların donunu indirerek aşağılıyor, diğeri de anlamlı sandığı içi boş laflarla sözde eleştirerek.

Okan Bayülgen. Consume, obey, die diye çığırdın durdun programında. İlk ikisini fevkalade icra ediyorsun, üçüncüsü için de ümitle bekliyoruz.

7 Ocak 2011 Cuma

Taurasi


Fenerbahçe Kadın Basketbolu için, hatta Türkiye Kadın Basketbolu için bir devir neredeyse başlamadan kapandı. Türkiye'deki kadın basketbola ilgi malum, o yüzden Taurasi'nin tam olarak kim olduğunu kimilerinin kafasında tahayyül etmesi zor olabilir. Messi'nin Fenerbahçe'ye gelmesi ne ise, Taurasi'nin gelmesi de o idi. Yaşanan süreç, sürecin basiretsizce yönetilmesi bizi Taurasi söz konusu olduğunda di'li geçmiş zamana mahkum etti malesef.

Mahmut Uslu'nun şubeden uzaklaştırılması çok mühim bir hareketti muhakkak. Sevindik o gittiğinde. Kalıntılarının çapsızlık çıtasını aynı seviyede tutacağına ihtimal vermemekle yanılmışız. Taurasi'nin, Penny Taylor'un olduğu takımın yönetim kadrosu bu kadar çapsız olmamalıydı. Oyuncunun özel yaşantısına had sınırlarını zorlayacak şekilde müdahale eden, doping skandalı sürecinde yalan söylemeyi dahi beceremeyen bir yönetim anlayışı olamaz. O anlayış olursa, bu sporcular olmaz.

Kerem Gönlüm ve Cemal Nalga olaylarında bizzat mağdur olan takımın yöneticileri olarak usulsüzlüğün peşini bırakmak bir yana, gidip hakkını çalanlarla sponsorluk anlaşmaları imzalayan yönetimin Taurasi olayındaki seri ve tavizsiz duruşu garip geliyor. Aziz Yıldırım'ın başkanlık sürecinde bu camia hep kendi evlatlarını kolayca harcamış, ama malesef kulübün hakkını aramakta çok ama çok yetersiz kalmıştır. Benzer Kerem-Taurasi olayları dışında da durum böyle malesef. Fenerbahçe yönetimi Kadıköy'de sahaya lazer tutan taraftarını neredeyse bizzat elleriyle emniyete teslim ederken, 17 yaş altı futbol takımı Florya'da meydan dayağı yedikten sonra dut yemiş bülbüle döner. Emre Belözoğlu sahada rakiplerine gırtlak kesme hareketiyle tehditler savunurken manevi evlat olurken, Semih Şentürk sözleşme imzalama sürecinde pazarlık yaptığı için hain olur. Bu malesef hep böyle olmuştur.

Yazı biraz hedefinden şaşmaya başladı, toparlayalım. WADA tarafından test sonuçlarındaki güvenilirliği şüpheli bulunduğu için bir süre faaliyeti durdurulan bir laboratuarda yapılan testler sonucunda Taurasi'de yasaklı madde çıktı. Vücuda muhtemel giriş yolu uyku düzenleyici bir ilaçtan, kaldı ki performans arttırıcı bir özelliği de yok bu maddenin. WNBA ve Euroleague'i domine eden bir oyuncunun kıçı kırık TKBL maçları için doping kullanmış olması mantıklı da gelmiyor zaten. Kambala veya Chatman olaylarında olduğu gibi yasaklı madde bir keyif verici maddeyse sorumluluk tamamen oyuncunun kendisindedir. Ama tıbbi ilaç veya performans arttırıcı bir madde çıkarsa burda sorumluluğun önemli kısmı idarecilerdedir. Bu maddenin insan vücuduna Caferağa'daki sosisliden ya da Saray Muhallebicisi'ndeki tavuklu pilavdan girmeyeceği aşikar. Oyuncunun aldığı supplement veya ilaçların yasaklı madde içerip içermeyeceğini araştırıp, oyuncuyu yönlendirmek de, başka hiç bir işe yaramadıklarını da düşünürsek, bir zahmet idarecilerin işi. Bu paragrafta yazdıklarım tamamen testlerin doğru yapıldığı ihtimali üzerine yazıldı tabii. Taurasi ısrarla "Ben böyle bir şey kullanmadım" diyor ve açıkçası ben ona inanıyorum.

Bu olaydan sonra Penny'nin de en iyi ihtimalle seneye takımdan ayrılacağını kestirmek çok zor değil. Fenerbahçe'nin WNBA piyasasındaki güvenilirliğinin de önemli yara alacağı aşikar. Alınacak bu yara, belki Taurasi'nin saçma sapan bir sebeple kaybedilmesinden bile üzücü.

"Fenerbahçe dopingli oyuncusuna kesinlikle sahip çıkmalıdır" demiyorum. Tek istediğim, hakkı yendiğinde hakkını arayacak Fenerbahçe sevgisine ve basirete sahip yöneticilik anlayışı. Hep söylüyorum, biraz daha dik bir omurga lütfen!

Jasikevicius


+ Baba otobüsle okula gitmek zor oluyor.
- Al oğlum sana Ferrari.

+ Fenerbahçe'de bir guard eksikliği var.
- Al sana Jasikevicius.

Şu iki diyalogda pek bir fark yok. Yaşı ilerlemiş de olsa, muhtemel savunma zaafiyetleri de olsa, Jasikevicius, Jasikevicius'tur. Hoşgeldin başkan.